1299-1453 Dönemi Bilindiği üzere Türkler, Orta Asya'dan Anadolu'ya gelerek
Söğüt ve Domaniç bölgelerine yerleşmiş ve bir beylik kurmuşlardır. Kuruluş
döneminde toprakları çok az olan Osmanlı Beyliği'nin yönetim teşkilatı da ona
göre kurulmuştur. Devletin başında bulunan bey, hem askeri hem mülki gücü
şahsında toplamış, tayin etmiş olduğu komutanlar ve kadılarla ülkesini
yönetmiştir. Osman Bey Karahisarı ele geçirdiği zaman, kentin yönetimini oğlu
Orhan Bey'e vermiş ve onun yanına arkadaşı olan Gündüz Alp'i de Subaşı olarak
tayin etmiştir. Bu kişi bugünkü anlamda ilk Polis Amiridir. Subaşılar barış
döneminde savaş için gerekli olan askerleri disipline etmek ve eğitmekle
birlikte, kentin dirlik ve düzenini de sağlamışlardır. Savaş zamanında ise
yetiştirdikleri kıtalara komuta etmişlerdir.
Anlaşılacağı üzere eski Türklerde olduğu gibi Osmanlı Türklerinde de Polis
Teşkilatı, Askeri Teşkilat kadrosu içinde yer almış, askeri amirler aynı zamanda
Polis Amiri olarak da görev yapmışlardır. Devlet ve ordu teşkilatı zamanla
büyümüş devletin başında mutlak bir kudrete sahip ve en büyük adli, askeri ve
mülki amir olan padişahlar yer almışlardır. Padişahlar bütün yönetsel, askeri ve
bunlarla birlikte ülkede kamu düzen ve güvenliğinin sağlanması işlerini, devlet
ricali ve halk karşısında kendilerini temsil eden sadrazamlar vasıtasıyla
yürütmüşlerdir. Bu nedenle sadrazamlar, bütün Polis Teşkilatının görevlerini
başarmak için özel memurlar, tebdil çuhadarları kullanmışlardır. Sadrazamın
yanında yer alan subaşılar, yasakçı adı verilen askerlerle başkentin dirlik ve
düzenini sağlamışlar, XIV. asrın ortalarına doğru yasakçıların yanında, gece
bekçiliği yapan ASESBAŞI'lar oluşturulmuştur. Fatih Sultan Mehmet'in 1453'te
İstanbul'u almasına kadar, Osmanlı Devlet Teşkilatında en büyük komutan veya
askeri komutan anlamına gelen subaşıların yönetimindeki askeri birlikler, dış
güvenlik yanında ve aynı zamanda iç güvenliğin sağlanmasıyla da
görevlendirilmişlerdir. İstanbul'un fethinden sonra, yeniçeri teşkilatı
gelişmiş, askeri komutanlık başka adlarla ifade edilmeye başlanılmış ve
subaşılık yavaş yavaş sadece şehir ve kasabaların dirlik ve düzenine ve hatta
belediye imar işlerine bakan kimselerin ünvanı olmuştur. Bu dönemde başkent
dışındaki illeri yöneten Beylerbeyi ve sancakları yöneten Sancak Beyleri
emirleri altındaki askerlerle bulundukları bölgelerin kamu düzeni ve güvenliğini
sağlamışlardır.
1453 - 1826 Dönemi Yeniçeri teşkilatının gelişerek genişlemesi üzerine
İstanbul'un düzen ve güvenliğinin sağlanması işleri başta Yeniçeri olmak üzere
Bostancı, Cebeci, Topçu gibi askeri ocaklar ile Kaptan-ı Derya askerlerine
intikal etmiş ve İstanbul, Yeniçeri Ağası, Bostancıbaşı, Cebecibaşı, Topçubaşı
ve Kaptanpaşa arasında bölgelere ayrılmıştır. Emniyet makamları; Sadrazam,
Yeniçeri ağası, Falakacı, Cebecibaşı ve Cebeciler, Kaptanpaşa, Topçubaşı ve
Topçular, Bostancıbaşılar, Kadı ve Böcekcibaşından oluşmuştur. En büyük sorumlu
olan Yeniçeri Ağası, suç işleyenleri Falakacılara dövdürmüş ve hapsettirmiştir.
Falakacılar, Yeniçeri Ağasının emri altında, falaka taşıyan acemi oğlanlardan
oluşmuştur. Cebecibaşı ve Cebeciler; Ayasofya, Kocapaşa ve Ahırkapı
taraflarının, Kaptanpaşa; Kasımpaşa ve Galata semtinin, Topçubaşı ve Topçular;
Tophane semti ile Beyoğlu'nun, Bostancıbaşı ve Bostancılar; Üsküdür, Eyüp,
Kağıthane, Boğaziçi, Kadıköy, Adalar ve Kağıthane, Boğaziçi, Kadıköy, Adalar ve
Ayastebanos'un, kamu düzen ve güvenliğini sağlamışlardır. Böcekçibaşılar ise,
suçluları izleme ve yakalama işleriyle uğraşmışlardır. Ayrıca Başkent'de
sadrazamın, illerde de valilerin emrinde "Baştebdil" adı verilen İstihbarat Şefi
çalışmıştır. Bu dönemde "Kadı"lar da polis görevi yapmaya devam etmiş, Sadrazam
ve Yeniçeri Ağası'ndan sonra, Adli, İdari ve Yerel Yönetim işleri yanında,
İstanbul, Galata, Üsküdar ve Eyüp Kadılıkları, polisiyle işleri, özellikle ahlak
zabıtasına ait işlerin yürütülmesinde polis amiri olarak görev yapmışlardır.
Taşrada ise, Kapıkulu ve Eyalet Askerleri iç düzen ve güvenliğin sağlanmasından
sorumlu tutulmuş, şehir ve kasabalarda Kollukçular, Yasakçılar, Bekçiler, Edirne
Şehri ve çevresinde Bostancı Ocağı, Halep ve çevresinde Çöl Beyleri polis
hizmeti görmüşlerdir. Osmanlı İmparatorluğunun gerilemeye ve yönetiminin
çözülmeye başlamasıyla birlikte kamu güvenliğini sağlamakta görevli Yeniçeriler,
meyhanelerde sarhoş olup, halka saldırmaya, kadın hamamlarını basmaya başlamış,
emniyet ve asayişten sorumlu olanların kendileri emniyet ve asayişi
bozmuşlardır. Keza, iç güvenliğin bozulmasında bu işlerle görevli memurlar büyük
rol oynamışlardır. İmparatorluğun diğer kurumları gibi, gerileme dönemlerinin
koşulları altında, son derece bozulmuş olması ve devletin başına bela kesilmesi
yüzünden Yeniçeri Ocağı 18 Haziran 1826 tarihinde padişah II. Mahmut tarafından
ortadan kaldırılmıştır.
1826 - 1845 Dönemi Yeniçeri Ocağının 1826 yılında kaldırılmasından sonra,
İstanbul'da Asakiri Muntazama-i Hassa (Asakir-i Mansure-i Muhammediye) isimli ve
polisiye hizmetleri de yapmak üzere yeni bir Askeri teşkilat kurulmuş, Serasker
denilen bu teşkilatın komutanı, iç güvenliğin sağlanmasına ait Yeniçeri
Ağası'nın yetkilerine sahip olmuştur. Böylece Yeniçeriler ve Yeniçeri Ağası
yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye ve Serasker geçmistir. 1826 yılında
çıkarılan İhtisap Ağalığı Nizamnamesi ile, bir İhtisap Nezareti kurulmuş ve bu
nezarette çalışanlar, kolgezmez ve güvenlik hizmetlerini yürütmekle
görevlendirilmişlerdir. 1834 yılında, Anadolu ve Rumeli'nin bazı eyaletlerinde
Asakir-i Redife adıyla bir askeri teşkilat kurulmuş ve bu teşkilatın Serasker
denilen komutanı keza Yeniçeri Ağasının İç Güvenlik konusundaki yetkilerine
sahip olmuştur.
Bu dönemde, gerek başkent İstanbul'da ve kısımlarında,
gerekse taşrada, polis hizmetleri birbirinden farklı örgütler, örneğin
İstanbul'da İhtisap Nezareti ve eyaletlerde Sipahiler tarafından yürütülmüş,
kuvvetlerin emir ve komutasında birlik ve bütünlük sağlanamamıştır. Bu
karışıklık 1845 yılına kadar sürmüş, yurdun her tarafı için aynı yapıda ve
fonksiyonel bir polis teşkilatı kurulamamıştır.
1845 - 1879 Dönemi (Polis Teşkilatinin Kurulusu) Yeniçeri Ocağının
kaldırılmasından sonra gerek Osmanlı başkentinde ve gerekse illerde iç güvenlik
hizmetlerinin eskisiyle kıyaslanmıyacak ölçüde gelişmesine rağmen güvenlik
hizmetlerinin birçok makam ve kişilere bağlı olarak yürütülmesi uygulaması
sürmüştür. Örgütlenme açısından ve uygulamadaki bu karışıklığı ortadan kaldırmak
amacıyla 10 Nisan 1845'de (12 REBİ - ÜL EVVEL 1261) İstanbul'da "POLİS" adıyla
bir teşkilat kurulmuş, yeni kurulan polis teşkilatının görevleri yine aynı
tarihte yayınlanan Polis Nizamnamesinde belirtilmiş ve bu durum yabancı
elçiliklere de bir yazıyla duyurulmuştur. Bugüne değin kaynağının ne olduğu
bilinmeyen 1845 tarihli Polis Nizamnamesinin kaynağının 12 Messidor an VII (1
Temmuz 1800) tarihli "PARİS EMNİYET MÜDÜRÜNÜN GÖREVLERİNİ DÜZENLEYEN KARARNAME"
adlı metin temel alınarak hazırlandığı belirtilmiştir. Yapılan araştırma ve
incelemeleri gerçekten de 1845 tarihli Polis Nizamnamesi'nin kendisinden yarım
yüzyıl kadar önce çıkarılan "Paris Emniyet Müdürü'nün Görevlerini Düzenleyen
Kararname" ile madde madde karşılaştırılması sonucunda kaynağının bu metin
olduğunu ortaya koymaktadır. "Polis" adıyla ilk kez kurulan teşkilata ve yabancı
elçiliklere de duyurulan 17 maddelik Polis Nizamnamesi ile getirilen yeniliklere
rağmen karışıklıklar tümüyle ortadan kaldırılamamış, Başkentte polis hizmeti
Yeniçeri Ağası yerine geçen Serasker, İhtisap Ağası ve Polis adını taşıyan bir
teşkilat tarafından yürütülmeye başlanmıştır. Taşrada polis hizmeti ise,
sipahiler ve İstanbul'da olduğu gibi memleketin birçok illerinde kurulan
Asakir-i Mansure Alaylarına verilmiştir.
1846 yılında yayımlanan bir genelge
ile polis hizmetlerinin serasker tarafından yönetilmesinin askerlerin asıl
görevlerini aksattığı belirtilerek yalnızca polis hizmetlerini yürütmek üzere ve
seraskerlikten bağımsız olarak "Zaptiye Müdürlüğü, Zaptiye Müdür Yardımcılığı"
ve polisle ilgili yasaları hazırlamak için, "Zaptiye Meclisi" kurulmuştur. Kısa
bir süre sonra da bu meclis kaldırılmış ve yerine "Divan-ı Zaptiye" ve "Meclis-i
Tahkik" kurulmuştur. Böylece hem İstanbul hem de illerin güvenlik işleri Zaptiye
Müşiriyetince yürütülmüş ve bu makam, teftiş memurlarıyla ikinci defa olarak
1867 de kurulmaya girişilen polis teşkilatının bağlı olduğu tek yer olmuştur. Bu
Tevhidi Zabıta Dönemi 1879 yılına kadar devam etmiştir. Bu yılda Zaptiye
Müşiriyeti kaldırılmış ve yerine görevi sadece polis işlerini kapsayan Zaptiye
Nezareti kurulmuş, Polis ve Jandarma bir daha birleşmemek üzere ayrılmışlardır.
1879 - 1908 Dönemi 1876 yılında Tanzimat ve Islahat hareketleri çerçevesinde
Avrupa'daki örneklere göre bir polis teşkilatı kurulmasına birinci meşrutiyetin
ilanından sonra oluşan hükümet programında yer verilmiş ve 1879 da Zaptiye
Nezareti kurulmuştur. Başlangıçta İstanbul ve çevresinde teşkilatlanarak
güvenlik işlerini yürüten zaptiye nezareti daha sonra ülke çapında kuruluşları
bu nezaret tarafından tek merkezden yönetilmiştir. Bugünkü Emniyet Genel
Müdürlüğünün görev ve yetkilerini yürütmüş olan Zaptiye Nezareti 1909 da
kaldırılmıştır. 1845 yılında kurulan polis teşkilatı 1867 ve 1879 dan sonra da
1881 - 1886 - 1898 ve 1907 yıllarında yapılan düzenlemelerle sürekli gelişmiş ve
genişlemiştir. Bu dönemde; 1881'de İstanbul'da düzen ve güvenliği sağlıyan
Asakir-I Zaptiye teşkilatı kaldırılmış ve yerine Polis Teşkilatı kurulmuştur. Bu
merkez kuruluşu İstanbul, Üsküdar, Beyoğlu Polis Müdürlükleri ve Beşiktaş Polis
Memurluğu olarak, dört polis dairesi de merkezlere bölünmüştür. Her polis
dairesi bir polis müdürü ile bir başkan ve iki üyeden oluşan bir polis meclisi
ve her merkez bir serkomiser tarafından yönetilmiştir. Zamanla, polis meclisinin
üye ve her daireye bağlı serkomiserlerinin sayısı çoğalmıştır. 1886 yılından
sonra, İstanbul polis müdürlüğü dışındaki diğer müdürlüklere mutasarrıflık adı
verilmiş ve polis müdürüne de mutasarrıf denilmiştir. Aynı yılda ve ayrıca,
zaptiye nezaretine bağlı bir baştabibin başkanlığında da bir sağlık dairesi,
1898 yılında da İstanbul'da bir sivil polis teşkilatı kurulmuştur. Taşra
teşkilatı, başlangıçta 15 ilde kurulmuş ve her il polis dairesinin başına bir
serkomiser verilmiştir. Zaptiye nezaretinin sonu olan 1909 yılına doğru illerin
çoğunda polis teşkilatı kurulmuş, bazılarını polis müdürü bazılarını da
serkomiserler yönetmişlerdir. 1881 yılında fiilen kurulmuş olan Polis
Teşkilatı'nın görev ve yetkilerini belirleyen ilk hukuksal metin 6 Aralık 1896
da yayınlanmıştır. Bundan sonra 19 Nisan 1907 tarihinde ilk Polis Nizamnamesi
yayınlanmıştır. Polis örgütünün ihtiyaçlarını her bakımdan yeterli bir biçimde
karşılayan ve 167 maddeden oluşan bu nizamnamenin en belirgin özelliği, içerdiği
hükümlerin yabancı etkiler altında kalınmadan hazırlanmasıdır. Daha önce, gerek
tanzimat ve gerekse Abdülhamit döneminde yayınlanmış olan metinlerin çoğu,
yabancıları tatmin etmek için, yabancı devletlerin yasalarından aktarılmış
hükümleri kapsamaktaydı. Bu nizamnamenin ikinci belirgin özelliği uzun süre
başarı ile uygulanmış olmasıdır. Sözkonusu nizamnane, polisin idari, adli,
siyasi görevlerini, merkez ve taşra kuruluşlarını hiyerarşi, polisin Asakir-i
Nizamiye ve jandarma ile ilişkileri, polisin yetkileri, izinde iken polisin
görev ve yetkileri, polis müfettişlerinin görevleri, polis meclisinin görevleri,
polisin seçim ve tayin usulü, polisin cezalandırılması, yargılanması, polisin
ödenekleri ve benzeri hususları kapsamaktaydı. Aynı nizamnameye göre polisler,
serkomiser, ikinci komiser, üçüncü komiser, komiser muavini ve polis memuru
olmak üzere 5 sınıfa ayrılmaktaydı.
1908 - 1918 Dönemi 1908 yılında II nci Meşrutiyetin ilanı üzerine Fransız ve
Alman Polis Teşkilatları esas alınarak Polis Teşkilatının yeniden organize
edilmesi kararlaştırılmış ve 22 Temmuz 1909 yılında çıkarılan "İstanbul Vilayeti
ve Emniyeti Umumiye Müdüriyeti Teşkilatına Dair Kanun" ile 31 Mart ayından sonra
artık yaşaması imkansız olan Zaptiye Nezareti kaldırılarak, yerine Dahiliye
Nezaretine bağlı ve memlekete şamil polis işlerinin yürütülmesiyle görevli
"Emniyet Umumiye Müdürlüğü" ve İstanbul Vilayetine bağlı bir polis müdüriyeti
kurulmuştur. Emniyeti Umumiye Müdüriyeti, 1913 yılına kadar polis işlerini 1907
de çıkarılan polis nizamnamesi hükümlerine göre yürütmüş ve hükümleri İstanbul
dahil tüm ülke sathında uygulanmıştır. 9 Aralık 1913 tarihinde, Dahiliye
Nezareti Teşkilat Nizamnamesi çıkarılmış ve bu Nizamnamede Emniyeti Umumiye
Müdüriyetinin görevi "Memleketin Emniyet ve İnzibatına taalluk eden her türlü
umum ve muamelatı takip ve o babtaki muhaberatı idare ve polis teşilat ve polis
mekteplerini idare etmek" olarak belirlenmiştir. Görevleri bu nizamname ile
bilerlenen Emniyeti Umumiye Müdürlüğü, Ankara'da milli hükümet Emniyeti
Umumiyesi kurulana kadar Dahiliye Nezaretine bağlı olarak hizmet görmüştür. 1913
tarihli Nizamname ile Dahiliye Nezaretine bağlanan Emniyeti Umumiye Müdürlüğü,
başlangıçta emniyet, memurin ve levazım, muhasebe ve tahribat şubelerinden
oluşmuştur. Daha sonraki tarihlerde bunlara, Heyet-i İstihbariye, polis
müfettişliği, siyasi ve idari kısımlara bakan iki umum müdür muavini
eklenmiştir. Bu kısımlardan siyası kısım bir müdür yönetiminde 6 şube ile umumi
ve hususi kalemden, her şubenin kadrosu ise bir müdür, iki yardımcı ve gerektiği
kadar memurdan oluşmuştur. İdari kısım, muhasebe, memurin ve polis mecmua
müdürlükleri, ile evrak ve levazım memurlukları, memurin ve mustahdemini
müteferrikadan meydana gelmiştir. 1915 yılı başlangıcında bu teşkilat yeniden
genişletilerek seyrüsefer, Ecanip, Takibat-ı Adliye Müdürlükleri kurulmuştur.
Ayrıca aynı yıl içinde doğrudan Dahiliye Nezaretine bağlı Emniyet Müdürlükleri
kurulmuş ve bunlar hudut kapılarıyla demiryolu durak yerlerinde görev
yapmışlardır. Yolcu trenlerinde görevli olan gezici polis ve komiserler, Emniyet
Müfettişlerine bağlı olarak çalışmışlardır. Mondros Mütarekesi sonucunda
Emniyeti Umumiye Müdürlüğü Teşkilatı, Emniyeti Umumiye Müdürü, Emniyeti Umumiye
Müdür Muavini, Asayiş Seyrüsefer, Ecanip Şubeleriyle, Kalem-i Umumi, Kalem-i
Hususi Müdüriyetleri, muhasebe, memurin, levazım, polis mecmuası, evrak
müdüriyetleri, memurin ve müstahdemini müteferrikadan oluşmuş bulunmaktaydı.
1911 yılında çıkarılan bir kanunla 1909 yılında yürürlüğe konulan İstanbul
Vilayeti ve Emniyeti Umumiye Müdüriyeti Teşkilatına dair kanunun dört ve beşinci
maddeleri değiştirilmiş, Emniyeti Umumiye Müdüriyeti ile İstanbul Valiliği
arasında çıkan sürtüşmeler sebebiyle, başkentin polis hizmetlerine ilişkin
işleri Emniyeti Umumiye Müdürlüğünden alınmış ve doğrudan Dahiliye Nezaretine
bağlı olarak oluşturulan İstanbul Polis Umum Müdürlüğüne verilmiştir. Vilayetin
Polis Teşkilatları ve Polis Müdürlükleri ise, eskisi gibi valilerin ve bağımsız
mutasarrıfların yönetimleri altında Emniyeti Umumiye Müdüriyetine bağlı
bırakılmıştır. Böylece kurulmuş olan İstanbul Polis Müdüriyeti Umumiyesi, kentin
polis hizmetlerini, 24 Şubat 1923 de kaldırıp yerine İstanbul Polis Müdürlüğü
kuruluncaya kadar yürütmüştür. İstanbul Polis Müdüriyeti Umumiyesinin mütareke
dönemindeki teşkilatı; Bir Umum Müdür ve Umum Müdür Muavini, Teftis Heyeti
Reisi, Tahrirat Müdürlüğü, Birinci, İkinci, Üçüncü, Dördüncü Şube Müdürlükleri,
Muhasebe Memurluğu, Heyet-i Sıhhiye, Polis Hastanesi'nden olusmustur. Böylece
Milli Hükümetin kurulmasına kadar, ülkenin iç güvenliğine ilişkin işler, Umum
Jandarma Komutanlığı, Emniyeti Umumiye Müdüriyeti ve İstanbul Polis Müdüriyeti
Umumiyesi olmak üzere üç teşkilat tarafından yürütülmüştür. 21 Mayıs 1913
tarihli Polis Nizamnamesi, II nci Meşrutiyet devrinin koşullarına ve zamanın
ihtiyaçlarına göre hazırlanmış ve bu Nizamname ile polisin örgütlenmesi, görev
ve yetkileri, personelin dereceleri, sınıfları, mesleğe giriş, yükselme ve diğer
tüm özlük işleri, soruşturma, yargılama, istifa, tayin, izin cezalandırma
işleri, levazım işleri, polis karakolları ve görevleri, polisin kıyafeti ve
davranış biçimleri yeniden düzenlenmiştir. Bu Nizamnamede polis, piyade, süvari
ve sivil olmak üzere üç sınıfa ayrılmış, meslek dereceleri, sıralaması, polis
adaylığı, polis memurluğu, komiser muavinliği, komiserlik, merkez memurluğu,
polis müdürlüğü kısmı, adli ve idari riyaset ve müdüriyetleri emniyet müdürlüğü,
Emniyet Umumiye Müdürlüğü, İstanbul Polis Müdüriyeti Umumiyesi Müdürlüğü,
İstanbul Polis Müdüriyeti Umumiyesi olarak düzenlenmiştir. Başkent Polis
Teşkilatı diğer illerden ayrı düşünülmüş, illerde polis müdürlüğü kurulacağı
Liva ve Kazalarda birer amirin yönetiminde yeteri kadar polis bulunduracağı
belirtilmiş, polis mesleğine alınma ve yükselme şartları aydınlatılarak polisin
değişik hizmet yerlerinde görev ve yetkileri tam olarak
belirtilmiştir.